ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile telefonda görüştü. Çin haber ajansı Xinhua’nın bildirdiğine göre, bu görüşme, Şi’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği görüşmenin hemen ardından gerçekleşti.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, Şi ile olan görüşmesinin oldukça olumlu geçtiğini ifade etti. Görüşmede, ikili ticaret, gümrük tarifeleri, Rusya-Ukrayna Savaşı ve İran konuları gibi geniş bir spektrumda tartışmalar yapıldığını vurguladı.
“ÇİN’LE İLİŞKİLERİMİZ ÇOK İYİ”
Trump, Çin’in ABD’den 2025 yılında 20 milyon ton soya fasulyesi almayı planladığını ve bu miktarın 25 milyon tona çıkarılacağını da belirtti. ABD ile Çin arasındaki ilişkileri olumlu bir şekilde sürdürmenin önemini vurgulayan Trump, “Başkanlığımın kalan 3 yılında, Devlet Başkanı Şi ile çok olumlu sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum.” şeklinde konuştu.
Şİ-PUTİN GÖRÜŞMESİ
Öte yandan, Şi Cinping, Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde, uluslararası durumun giderek daha karmaşık hale geldiğine dikkat çekerek, iki ülkenin birlikte hareket etmesi gerektiği çağrısında bulundu. Şi, Çin ve Rusya’nın daha derin stratejik koordinasyon ve proaktif yaklaşımlar geliştirerek ilişkilerini kuvvetlendirmesi gerektiğinin altını çizdi.
Putin de, BM, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve BRICS gibi çok taraflı platformlarda Çin ile işbirliğini güçlendirmeye hazır olduklarını ifade etti.
ABD, RUSYA VE ÇİN EKSENİNDE DEĞİŞEN DENGELER
Ukrayna Savaşı sonrası, Çin, artan jeopolitik rekabet ortamında Rusya ile stratejik bir yakınlaşma süreci yürütmektedir. Ayrıca, liderlerin 2025’te karşılıklı ziyaretler gerçekleştireceği bildirilmektedir. Bu bağlamda, ekonomik ve ticari ilişkilerin güçlenmesi önem taşımaktadır.
Trump yönetimi döneminde, ABD’nin Rusya’ya yaklaşımının değiştiği gözlemlenmektedir. Trump, transatlantik ittifakı zayıflatacak bir barış planı önerirken, Rusya ile ilişkileri güçlendirmeye çalışmaktadır. Yeni iktidar, aynı zamanda stratejisini yeniden belirleyerek, uluslararası düzen üzerinde değişim yaratma hedefine odaklanmaktadır.
Çin ve Rusya, uluslararası düzenin güç yoluyla değiştirilmesine yönelik eleştiriler alırken, Trump yönetiminin tutumunun da benzer hedefler güttüğü anlaşılmaktadır. Bu durum, iki ülkenin ilişkilerini ve stratejilerini derinleştirmesine yol açmaktadır.