13 Ocak 2026’da yayımlanan resmî verilere göre Rusya’daki çok daireli konut stokunun önemli bir bölümü kritik durumda. Devlet konut ve kamu hizmetleri bilgi sisteminde yer alan 2025 sonu verileri, ülkedeki her dört apartman binasından birinin yüzde 40’ın üzerinde yıpranma seviyesine ulaştığını ve acil büyük onarım gerektirdiğini ortaya koyuyor. Bulgular, Rusya’da konutların teknik yıpranma oranları üzerinden kamuoyuna yansıdı.
Toplamda yaklaşık 950 bin apartman binasına ilişkin bilgi toplanırken, bunların 725 bini için teknik yıpranma derecesi belirlendi. Sonuçlar, konut altyapısının geniş bir bölümünde güvenli kullanımın artık mümkün olmadığını gösteriyor.
Yeni değerlendirme kuralları tabloyu netleştirdi
Ekim 2025’ten itibaren yürürlüğe giren yeni teknik değerlendirme kuralları, konut sektöründeki gerçek durumu görünür kıldı. Yüzde 40’ın üzerindeki yıpranma, bir binanın kapsamlı bir sermaye onarımı olmadan güvenli şekilde işletilemeyeceği anlamına geliyor. Bu kategoriye giren bina sayısı ülke genelinde 239 bine ulaşıyor.
Uzmanlara göre bu tablo, yalnızca teknik bir sorun değil, aynı zamanda büyük ölçekli bir finansman açığını da işaret ediyor. Mevcut bölgesel ve federal bütçelerde, bu ölçekte bir onarım ihtiyacını karşılayacak kaynakların bulunması zor görünüyor.
Bölgesel uçurum dikkat çekiyor
Veriler, Rusya’daki yaşam kalitesi farklarını keskin biçimde ortaya koyuyor. En yüksek yıpranma oranları kuzey ve Arktik bölgelerde yoğunlaşıyor. Yakutistan’da apartmanların yüzde 46’sı, Arhangelsk Oblastı’nda yüzde 31’i ve Komi’nde yüzde 30’u kritik eşiğin üzerinde bulunuyor.
Buna karşılık Moskova ve Sankt-Peterburg gibi büyük merkezlerde bu oran yüzde 0,3’ün altında kalıyor. Tataristan’da ise yüzde 1,4 seviyesinde. Bu fark, onarım ve altyapı yatırımlarında merkez ile çevre bölgeler arasında derin bir dengesizlik olduğunu gösteriyor.
Güvenlik riski ve yönetsel sorumluluk
Yüzde 40’ın üzerinde yıpranmış binalarda yaşam, hem sakinler hem de konut hizmetleri sistemi için sürekli bir risk anlamına geliyor. Isıtma, su ve elektrik altyapısında yaşanacak herhangi bir arıza, zincirleme kazalara, acil tahliyelere ve beklenmedik bütçe harcamalarına yol açabilir.
Analistler, 239 bin apartmanın bu durumda olmasının tesadüf olmadığını vurguluyor. Planlama, finansman ve denetimden sorumlu federal ve bölgesel kurumların yıllara yayılan kararları ve ihmalleri, bugünkü tabloyu yarattı. Bu ölçekteki yıpranma, konut yönetim sisteminin temel işlevlerinden biri olan mevcut konut stokunu koruma görevini yerine getiremediğine işaret ediyor.
Sosyal sonuçlar ve geleceğe dair riskler
Mevcut eğilim devam ederse, özellikle kuzey ve uzak bölgelerde konut krizi daha da derinleşebilir. Büyük onarımlar ertelendikçe, maliyetlerin artması ve sorunların kronikleşmesi bekleniyor. Bu durum, yalnızca yaşam kalitesini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı ve yerel bütçeleri de baskı altına alıyor.