13 Ocak 2026’da yayımlanan bulgular, İran’ın Ekim 2021’den bu yana Rusya’ya Ukrayna’ya karşı savaşta kullanılmak üzere büyük ölçekli silah sevkiyatları yaptığını ortaya koydu. Buna göre Tahran, balistik ve hava savunma füzeleri de dâhil olmak üzere yaklaşık 2,7 milyar dolar değerinde silahı Moskova’ya teslim etti. Toplamda Rusya’nın İran’dan yaptığı askeri alımların hacmi 4 milyar doları aştı; bu tablo İran’ın Rusya’ya füze satışları başlığı altında ayrıntılandırıldı.
Teslimatlar arasında yüzlerce kısa menzilli Fath-360 balistik füzesi, yaklaşık 500 diğer kısa menzilli balistik füze ve hava savunma sistemleri için 200’e yakın “yer-hava” füzesi bulunuyor. Ayrıca İran, milyonlarca mühimmat ve topçu mermisi sağlayarak Rusya’nın cephedeki tüketimini destekledi.
Savaşın ilk döneminde kritik askeri destek
Ukrayna’ya yönelik saldırıların ilk aşamasında İran yapımı silahlar, Rusya’nın hızla eriyen yüksek hassasiyetli mühimmat stoklarını telafi etmesine imkân sağladı. Kısıtlı üretim kapasitesi ve yaptırımların etkisi altında kalan Moskova, bu sayede geniş çaplı füze saldırılarını sürdürme kabiliyeti kazandı.
Bu çerçevede İran, fiilen Rusya’nın askeri operasyonlarının sürdürülebilirliğine katkıda bulunan aktörlerden biri haline geldi. Özellikle Shahed-136 tipi saldırı dronları ve bu sistemlerin Rusya’da “Geran-2” adıyla üretilmesini mümkün kılan teknoloji transferi, 2023 başında imzalanan 1,75 milyar dolarlık ayrı bir sözleşmeyle gerçekleşti.
Avrupa güvenliği ve yaptırımlar açısından sonuçlar
İran’dan tedarik edilen balistik ve hava savunma füzeleri, yalnızca Ukrayna’daki savaşın seyrini değil, Avrupa’nın genel güvenlik mimarisini de etkiliyor. Bu silahların kullanımı, çatışmanın tırmanma riskini artırırken istikrarsızlık alanını Ukrayna sınırlarının ötesine taşıyor.
Bu durum, AB ve ABD içinde silah ihracatına yönelik daha sıkı denetimler ve sevkiyatlara dâhil olan ülke ve şirketlere karşı ikincil yaptırımlar uygulanması yönündeki çağrıları güçlendiriyor. Batılı başkentlerde, İran-Rusya hattının caydırılması Ukrayna’ya desteğin ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor.
Pragmatik ama sınırlı bir ortaklık
Ocak 2025’te imzalanan kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasına rağmen, Moskova ile Tahran arasındaki ilişki klasik bir askeri ittifak niteliği taşımıyor. Anlaşmada karşılıklı savunma yükümlülüğü bulunmaması, tarafların birbirlerine duyduğu sınırlı güveni yansıtıyor. İş birliği, büyük ölçüde silah sözleşmeleri ve Batı’ya karşı ortak duruş üzerinden şekilleniyor.
Geçmişte ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sırasında Rusya’nın kayda değer bir askeri destek sunmaması da bu sınırları gözler önüne serdi. Moskova, Batı ile doğrudan bir çatışmaya yol açabilecek adımlardan kaçınırken, Tahran da güvenliğini tamamen Rusya’ya bağlamaya isteksiz görünüyor.
Baskılar, belirsizlik ve uzun vadeli görünüm
İran’da artan iç siyasi baskılar ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’a yönelik sert söylemleri, rejim üzerindeki dış ve iç baskıyı yoğunlaştırıyor. Buna karşın Rusya’nın Ukrayna’daki savaşa saplanmış olması, İran’ın Moskova’dan gerçek bir askeri güvence beklemesini zorlaştırıyor.
Uzmanlara göre bu ortaklık, “burada ve şimdi” çıkarlarına dayalı kırılgan bir denge üzerine kurulu. Batı açısından bu durum, her iki rejime yönelik baskının kümülatif etki yaratabileceğini gösteriyor. Aynı zamanda Ukrayna’ya sürdürülen destek, Moskova-Tahran hattının askeri kapasitesini sınırlamanın temel araçlarından biri olarak öne çıkıyor.