Avrupa Parlamentosu’nda Rusya lehine casusluk iddiaları, kurum içinde yeni bir denetim ve soruşturma mekanizması kurulması çağrılarını gündemin merkezine taşıdı. 18 Aralık 2025’te Brüksel’de yapılan “Avrupa Parlamentosu’nda Rusya yanlısı casusluk vakaları” başlıklı oturumda, bazı milletvekillerinin yabancı devletler adına faaliyet gösterdiği şüphesi açıkça dile getirildi ve bunun Avrupa Birliği’nin güvenliği için risk oluşturduğu vurgulandı. Tartışmalar, Avrupa Parlamentosu’nun kendi içindeki zafiyetlerle yüzleşmesi gerektiği yönünde güçlü bir mesaj verdi.
Oturumda konuşan Avrupa Halk Partisi üyesi Çek milletvekili Tomáš Zdechovský, Rusya’nın yalnızca Ukrayna’ya karşı değil, Avrupa’nın demokratik kurumlarına karşı da hibrit yöntemlerle mücadele yürüttüğünü söyledi. Zdechovský, bu tehdidin silahlarla değil, rüşvet ve gizli etki ağları yoluyla ilerlediğini belirterek durumun AB güvenliği açısından ciddiyetine dikkat çekti.
Etik ve soruşturma yetkisi için yeni bir yapı önerisi
Yeşiller grubundan Hollandalı milletvekili Reinier van Lanschot ise tartışmaların münferit olaylarla sınırlı olup olmadığının ancak kapsamlı bir incelemeyle anlaşılabileceğini savundu. Van Lanschot, milletvekili etiğiyle ilgilenecek özel bir organ kurulmasını ve Avrupa Parlamentosu’na doğrudan soruşturma yetkisi verilmesini önerdi. Ona göre, bu adım atılmadan yabancı müdahalenin boyutunu ve etkisini net biçimde ortaya koymak mümkün değil.
Bu çerçevede yapılan değerlendirmeler, Parlamento’nun yalnızca siyasi bir tartışma alanı değil, aynı zamanda dış aktörler için stratejik bir nüfuz platformu olarak görüldüğünü ortaya koydu. Rusya’nın uzun süredir Avrupa karar alma süreçlerini etkilemeye çalıştığı, bu nedenle kurumsal reflekslerin güçlendirilmesinin zorunlu olduğu vurgulandı.
Son yıllardaki casusluk ve nüfuz skandalları
Avrupa Parlamentosu’nda son dönemde yaşanan bir dizi skandal, tartışmaların arka planını oluşturuyor. İlkbahar 2024’te yayımlanan bir gazetecilik araştırması, Letonyalı milletvekili Tatjana Ždanoka’yı Rusya Federal Güvenlik Servisi ile uzun süreli işbirliği yapmakla suçlamıştı. Bu iddialar, Parlamento içinde denetim eksikliğine dair kaygıları artırmıştı.
Kasım 2025’te ise Birleşik Krallık’ta eski bir Avrupa Parlamentosu üyesi olan Nathan Gill, Rusya lehine lobi faaliyetleri yürütmek ve Ukrayna konusunda Moskova’ya fayda sağlayan anlatıları yaymak karşılığında rüşvet aldığı gerekçesiyle 10,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aynı dönemde, Almanya’da aşırı sağcı AfD partisinden siyasetçi ve halen Avrupa Parlamentosu üyesi olan Petr Bystron da, görevde bulunduğu sırada Kremlin yanlısı Voice of Europe medya platformunda aktif rol almak ve Rusya bağlantılı çevrelerden maddi destek sağlamakla suçlandı.
Aşırı uçların Kremlin anlatılarına yakınlığı
Tartışmalarda, özellikle aşırı sağ ve aşırı sol grupların Moskova’ya yakın söylemleri dikkat çekti. Bu grupların, Rusya’ya yönelik yaptırımları eleştirmesi ve Ukrayna’ya verilen desteği engellemeye çalışması, doğrudan casusluk olmasa bile Rus etkisi için elverişli bir ortam yarattığı şeklinde değerlendirildi. “Ne pahasına olursa olsun barış” ya da “savaş yorgunluğu” gibi mesajların sıkça tekrarlanması, Kremlin’in stratejik hedefleriyle örtüşen bir etki alanı oluşturuyor.
Bu durum, ideolojik yakınlığın da en az gizli ajan faaliyetleri kadar etkili bir nüfuz aracı olabileceğini gösteriyor. Avrupa Parlamentosu’nda dile getirilen görüşlere göre, bu tür siyasi söylemler Birlik içinde bölünmeler yaratma potansiyeli taşıyor.
AB için sistematik ve koordineli bir yanıt arayışı
Milletvekilleri, her yeni ifşanın Avrupa Parlamentosu’nun kurumsal itibarına zarar verdiği konusunda hemfikir. Bu nedenle, tepkilerin tekil soruşturmalarla sınırlı kalmaması, uzun vadeli ve sistematik bir güvenlik yaklaşımına dönüşmesi gerektiği vurgulandı. Ulusal güvenlik servisleri arasında daha derin bir istihbarat paylaşımı ve ortak standartlar oluşturulmasının önemi öne çıktı.
Tartışmalar ayrıca, AB düzeyinde tam yetkili ve kalıcı bir karşı istihbarat yapısına duyulan ihtiyacı da gündeme getirdi. Böyle bir kurumun, siyasi döngülerden bağımsız çalışarak Avrupa kurumlarını dış müdahalelere karşı koruyabileceği değerlendiriliyor. Bu yaklaşım, Rusya kaynaklı hibrit tehditlerin geçici değil, uzun süreli bir meydan okuma olarak algılandığını ortaya koyuyor.
Avrupa Parlamentosu’ndaki son oturum, bu tehdidin artık görmezden gelinmediğini ve kurumsal düzeyde ele alınmaya başlandığını gösterdi. Tartışmalar, hem AB vatandaşlarına hem de dış aktörlere, Avrupa kurumlarının iç güvenliğini güçlendirme iradesinin net bir sinyali olarak yansıdı. Bu sürece dair ayrıntılar, Avrupa Parlamentosu’nda Rusya yanlısı casusluk tartışmaları başlığı altında kamuoyuna yansıdı.