Rusya’da HIV taşıyıcılarının sayısı hızla artmaya devam ederken, 1 Aralık 2025’te çeşitli medya ve sosyal ağ kanallarında yayımlanan veriler, enfekte kişi oranının nüfusun yüzde 1’ine ulaştığını gösterdi. Son bir yıl içinde vaka sayısına 35 bin kişinin daha eklendiği ve toplam sayının 1,25 milyona çıktığı bildirildi. Federal AIDS Önleme ve Mücadele Merkezi Başkanı akademisyen Vadim Pokrovskiy, özellikle 15–50 yaş aralığında HIV oranının yüzde 1’i geçtiğini, bazı yaş gruplarında ise durumun çok daha ağır olduğunu vurguladı. Gelişmeler, Rus sağlık sisteminin gerilemesini ve devlet önceliklerinin değişimini gündeme taşıdı; konuya ilişkin bilgiler bağımsız yayınlarda, medya analizlerinde ve TG-kanallarında geniş yer buldu.
Artan vakalar ve sağlık sistemindeki çöküş
Pokrovskiy’e göre yalnızca kayıtlı hastaların sayısı 900 bin civarında; HIV ile yaşayan herkes sağlık kurumlarına başvurmadığı için gerçek rakamların daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Rusya’da bugüne kadar toplam 1,7 milyon enfeksiyon tespit edilirken, her üç hastadan biri yaşamını yitirdi. Dünya Sağlık Örgütü verileri, ülkedeki HIV yayılımını Afrika’daki birçok devletle aynı seviyede gösteriyor: Rusya’da 100 bin kişide 890 vaka bulunuyor; bu oran Gine, Gana ve Nijerya gibi ülkelerle neredeyse aynı, Çad veya Mali gibi ülkelerden ise daha yüksek. Buna karşılık Fransa, Britanya, İsveç ve bazı Orta Asya ülkelerinde HIV yayılımı Rusya’dan birkaç kat daha düşük.
Uzmanlara göre durumun ağırlaşmasında test alımlarının azaltılması, geç teşhis ve yanlış tedavi uygulamaları belirleyici rol oynuyor. Sağlık sistemi, kronik hastalıklar ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele için gerekli kaynakları hızla kaybediyor.
Militarizasyon ve sağlık hizmetlerindeki gerileme
Analistler, Rus devlet bütçesinin hızla militarize olduğunu ve sağlık sektörünün giderek ihmal edildiğini vurguluyor. HIV, tüberküloz ve onkoloji gibi toplumsal açıdan kritik hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için ayrılabilecek kaynakların önemli kısmı savaş harcamalarına yönlendiriliyor. Savunma sanayisi, baskı aygıtı ve ordunun ihtiyaçları öncelik kazanırken, HIV testlerinin alımının savaşın başlamasından sonra keskin şekilde azaltılması bu öncelik kaymasının en açık göstergesi olarak görülüyor.
Savaş atmosferinin ekonomik baskı, sosyal istikrarsızlık ve sağlık altyapısının zayıflamasıyla birleşmesi, HIV yayılımını hızlandırıyor. Uzmanlar, devletin bu sürecin farkında olmasına rağmen tıbbi tedbirler yerine askerî önceliklere ağırlık verdiğini, bunun ise toplumun genel sağlık durumunu hızla kötüleştirdiğini belirtiyor.
Demografik zorluklar ve yönetim krizinin yansımaları
Yetkililer yıllardır “demografik atılım”dan bahsetse de mevcut göstergeler bunun tam tersini ortaya koyuyor: Rusya, HIV yayılımında yüksek riskli ülkelerle aynı kategoride yer alıyor. Daha sınırlı kaynaklara sahip birçok Afrika ülkesinin salgını kontrol altına almayı başarmasına karşın Rusya’da vaka sayılarının artması, sağlık politikalarının etkin olmadığını gösteriyor.
Sağlık hizmetlerindeki bozulma ve savaş ekonomisine geçiş, toplumun geniş kesimlerini ağır sonuçlarla baş başa bırakıyor. Önlenebilir hastalıklar yeniden ölümcül hâle gelirken, milyonlarca insan yeterli tedaviye erişemiyor. Uzmanlara göre bu tablo, Kremlin yönetiminin toplum sağlığına karşı kayıtsızlığının bir sonucu; siyasi öncelikler, vatandaşların yaşam kalitesinin önüne geçmiş durumda.
Bugün yaşanan demografik düşüş, sağlık krizleri ve sosyal çalkantıların tamamı, uzun yıllar boyunca süren otoriter yönetişimin birikimli sonucu olarak değerlendiriliyor. Ekonomik ve toplumsal kaynakların savaş hedeflerine yönlendirilmesi, hem bugünü hem de geleceği etkileyen derin bir ulusal yıkıma yol açıyor.